Oyun eğlencedir, vakit geçirmek amacıyla oynanır. Oynarken bir şeyler öğrenebilir, hayalgücünüzü geliştirebilir, sabrınızı-reflekslerinizi-duydularınızı-sinirinizi-hatta ağzınınızın ne kadar bozuk olduğunu deneyebilirsiniz. Son zamanlarda çıkan oyun konsollarıyla birlikte oyun oynarken spor bile yapabilirsiniz. Oyun temel olarak görüntülerden, seslerden oluşur. Her oyunun bir hikayesi vardır. Yılan oyunu bile daha fazla yem yeyip büyüyen bir dikkatsiz yılanın hikayesidir. Oyun geliştirmek oynamaktan çok çok farklıdır. Aslında ne yılan diye bir şey vardır ne de yılan kuyruğuna değdiğinde etki-tepki olarak ölür. Gerçekte tek var olan şey sayıların anlamlarıdır. Oyun kodlayıcısı yılan piksellerini bir matematiksel döngüyle yönetmektedir. Oyuncu sadece yön tuşlarına basar. Fakat kodlayıcının oyuncuya verdiği sayısal değişkeni değiştirme yetkisinden başka birşey değildir tuşa basmak. Arka planda grafik değeri taşıyan piksellerin,sembollerin sanki gerçek tepkiler veriyormuş gibi komutlarınıza göre iki eksenli alanda yer değiştirmesidir yılan oyunu...
Oyunlar geliştiktçe kullanılan tuş sayısı arttı, grafiklerin ram de kapladığı yer arttı, kullanılan matematik derinleşti. Adeta karışık elektronik devreleri gibidir oyunlar. Daha sonra oyunlara sesler ve artan renk çeşitliliği eklendi.
Günümüzde oyun yapmak için seslere (efektler ve müzikler), grafiklere ve bunları en iyi şekilde buluşturan kodlara ihtiyacınız var. Hepsinin üstünde kullanıcıya iyi sunulmuş bir arayüze, arayüzde ve bütün oyunda geçen en doğru cümlelere ihtiyaç var. Bitmedi, programcılık ritüeli olarak sıkı bir geliştirme-test-alfa-beta aşamalarını geçip oyuna son aşamasını vermeniz gerekiyor.
Aslında iyi bir oyun olmasa da yani amatör de olsanız bu işlerle ayrı ayrı ilgilenmeniz en mantıklısı olacaktır. Hatta başka insanlara bunları görev olarak vermek en akıllıcısadır. Birinin görmediğini ekibin diğer üyeleri görür.
Sitede bu işlerle özelleşmiş insanları çıkartmak ve yeni oyun yapımlarıyla onları buluşturmak istiyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder